Ben cahil biriyle yaşamaktansa, üstüme, dağ, taş, tank, top gelmesini yeğlerim. Hatta ölmeyi bile tercih ederim.
Bunun tarihte örneği pek çoktur. Örneği S.S.Cumhuriyeti ayakta iken, dünya iki bloğa ayrılmıştı.
1. Doğu Bloğu: Sovyetler Birliği
2. Batı Bloğu: Amerika Birleşik Devletleri
İşte o zamanların birinde Amerika Birleşik Devleti bir
Rus bilim adamını yakalarlar. Adama ne yaparlarsa adam bir türlü bilgi vermez. Buna işkence, aç bırakma dâhil. Sonra Amerikalının biri ben bunun yolunu bilirim der. Onun yanına bir cahil koyun mesele hal olur der. Gerçekten de yanına bir cahil bırakırlar. Adamın bir haftası dolmaz, adam istenilen bilgiyi verir ve der ki yeter ki bu adamı yanımdan çıkarın.
Konuyu biraz daha genişletebiliriz.
Mesela günümüzde yapılan birçok arkeoloji kazılarda ilk çağ dâhil birçok çağlara ait GÜNEŞ tanrılarına rastlamaktayız. GÜNEŞ aydınlık ve erdem demektir.
Bu tanrıların anlamı aydınlıktır. Demek ki her çağda aydınlığa özlem vardır. Yaşasın aydınlık kahrolsun karanlık.
Atatürk’ün de cehaletle ilgili bir sözü vardır: Cehalet en büyük tehlikedir. Cenabı Allah’ın da dediği gibi : Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu?