13 Haziran 2007 Çarşamba

A BLACK REPORT OF SUPERVİSER(Bir müfettişin kara raporu)

Aslında ben müfettişlerin hepsini severim, hiç ayrım yapmadan. Fakat bazen aksilikler oluyor. Mesela ben 25 senelik meslek hayatımda iki defa teftiş geçirdim. Sene 1979 da Muş merkez YİBO da görev yaparken daha iki ayım dolmadan pat diye altı tane müfettiş geldi. Günlerden pazardı. Hepimiz öğretmen, idareci, müfettişlerle birlikte yemek yedik. Sonra bizi öğretmenler odasında topladılar. Başladılar konuşmaya; stajyerler böyledir şöyledir dedi başmüfettiş.
Ben de dedim sayın hocam biz stajyeriz. O kadar da dediğin gibi değiliz. Her kuşun eti yenmez. Ayrıca her üstünü başını beyaz gördüğünü değirmenci sanma, belki de kireççidir.
Vay sen misin bunu diyen. Sabahleyin dersine girerim dedi. Sayın hocam sinirlenmeyin. Buyurun girin. Sabahleyin baktım derse gelen o değil. İstanbul Teftiş Kurulu Başkanı Kemal Özçelik adında o zamanın teftiş kurulu başkanı. O daha iyi İngilizce biliyor diye göndermişti. 1, 2, 3 sınıf olmak üzere üç sınıfa girdi. Bana sorduğu ilk soru şu oldu. Nereden mezunsun, dedi. Diyarbakır dedim. Adam bir türlü inanmadı. Kendisi tebrik etti. Daha sonra başmüfettiş.
Bu yıl, yani 2007 yılında Diyarbakır ı özellikle de okulumuzu teftiş eden müfettişlere saygılarımı sunarım.
Netice itibariyle müfettişlik müessessi şeffaf olmalı. Öğretmenin korkulu rüyası olmamalı.
Öğretmenden istedikleri sadece yıllık plan, günlük plan, not defteri v.s. olmamalı öğretmenin performansı olan eğitim ve öğretim başarısına, öğrenci durumuna da bakmalı.

Hiç yorum yok: