2 Mayıs 2007 Çarşamba

ÜÇ AHMAK

Yanlış duymadınız. Sadece üç ahmak. Bir süvari atıyla yolda yürür. Yolunda bir yerlere oturmuş üç adam görür. Bunlara selam verir ve geçer. Biraz sonra bu adamların son süratle arkasından koştuklarını fark eder. Adam, yabancı. Acaba beni öldürmek mi istiyorlar? Önce korkar, sonra durup konuşmaya başlar:
  • Be hey adamlar! Benden ne istiyorsunuz?
  • Bizim senden istediğimiz bir şey yok. Senden tek istediğimiz, üçümüzden hangisine selam verdiğinizi söylemeniz

Adam bakıyor ki adamlar zır ahmak.

  • Yanıma gelin, hanginiz en ahmaksa, ben selamı ona verdim.

1 Numaralı: Bir ara başımda bir çıvan çıktı. Ben çıbanın bütün başımı alır götürür diye hanıma hamur yapmasını söyledim. Başımı hamurdan çanak haline getirmesini söyledim. O kızgın yağı başımdan aşağı döktürdüm. İşte görüyorsunu başımda bir tel saç yok.

2 Numaralı: Birgün bir dişim ağrıdı. Böyle hepsi ağrır endişesiyle hepsini söktürdüm. Görüyorsun ki ağzımda bir diş bile yok.

3 Numaralı: Bir buzağımız vardı. Bazen ben, bazen hanım dereye götürüp sulardı. Sulamaktan bıkmıştık. Kendi aramızda karar aldık. Bundan sonra küsüz. Kim konuşursa buzağıyı o suya götürecekti. Birgün hanım çay kenarına çamaşır yıkamaya gitmişti. Kayın biraderim aniden geldi. Bana sordu:

Kardeşim nerede? Ulan nerede?

Kendisi karakola gitti. Jandarma başçavuş derken, ahaliyi toplayıp beni asmaya karar verdi. Beni astılar ve ben ölmek üzereyken, benim çamaşır yıkayan hanım hemen bağırıp çağırarak:

  • Yahu benim kocam ne yapmış! İpten indirdiler beni. Ben de;
  • Hepiniz şahit olun.
  • Hanım konuştu ve...
  • Buzağıyı o sulamaya götürdü.

Hiç yorum yok: